onur gulmez
37 Takipçi | 47 Takip
Kategorilerim

Okumak İstediklerim

Şiir

Deneme

Günlük

Eğitim

Diğer İçeriklerim (305)
Tüm içeriklerim
Takipçilerim (37)

Durdurabilir Miyim Bilmiyorum!

2016-07-26 14:59:00

Bu tarz yazılarda nereden başlayacağımı hiçbir zaman bilememişimdir. Hep aklımdan geçenleri yapmayı özen gösterdiğim için ki bu bir alışkanlık haline bürünmüş olmalı yazılarımda da ilk aklıma geleni yazarak başlıyorum. Aklıma çok şey takılıyor başımı yatağıma koymadan önce susturamıyorum beyimde ki o sesi. Yapmak istediklerim ailem geleceğim her şey bir bir geçiyor aklımdan, ucundan da değil tam ortasından uykumu kaçırıp beni sabahlatacak kadar.

Bir saat ailemi koyuyorum kefeye özelikle bir şey olduysa o gün, misal; babamın her zamanki gibi faciaları. Eve her bayram büyük bir sevinçle o evden boğazıma oturmuş kocaman bir taşla çıkmam. Boğazım kaldırmıyor artık bu taşın yükünü. Her seferinde bir çocuk olmayı deneme girişimlerim başarısızlıkla sonuçlanıyor. Bırakmadılar ki çocukluğumu doya doya yaşayayım bırakmadılar oyuncaklarımla oynayayım benim ne kadar hassas olduğumu anlayamadıkları gibi kendi düşüncesizce davranışlarının sonuçlarını düşünmeden her şey yaptılar. Oysa aile demek bir kararı beraber almak değil miydi? Büyük bir kızgınlığım var her seferin de beni yarı yolda bırakan babama ve inatla babam deyip her seferinde elini öpmeye giden kendime…

Ne mi yazdım babama mektubumda,

-          Senden ne kadar nefret etsem az geliyor bir kez daha kin kusuyorum her az gelen nefretimin sonucunda. Her eve gelişimde boynumu önüme eğdirmenden bıktım usandım artık her seferinde bir olayla karşılaşmaktan, al o ev senin olsun ne halin varsa gör altmış yaşındasın bu yaşına kadar nasıl geldiysen öylede git pervasızca umursamazca aileni hiçe sayarak git. Oysa ben değil miydim her bayram elini öpmeye gelen oysa sen değil miydin her bayram beni o kapıdan boynu bükük uğurlayan. Ne zaman öğreneceksin ki bizi insan yerine koyup düşüncelerimizi önemsemeyi. Sen bana göre aşağılık bir adamsın hiçbir farkın yok hep kalbini kırmamak için her şeyine evet dedim babam bunu bana yaptı başkaları ne yapmasın ki. Annemi kandırıp yüzsüzce ortada bıraktın tam ben öğrenciyken annem ev hanımıyken cebimizde beş kuruş para olmadan abimin tam hayata yeni atılma dönemlerinde. Senden hiçbir zaman her şeyi yapan bir baba olmanı istemedik sadece bizi anlamanı istedik oysa sen benim boynumu eğdirip başkalarından borç para istememe neden oldun oysa sen başkalarının yanında baban anneni başka kadınla aldatmış demelerine göz yumdurdun. Biliyorsun ki oda sorun değildi bana göre olabilirdi gidebilirdin de normaldi tek boşanan çift siz olmayacağınız gibi en sonda olmayacaktınız ama senin yaptığın her ne kadar sana göre reşit de olsak hayatımızı daha kuramadan bizi ortada bırakmandı. Sen her zaman sırtını dönüp kaçıp gittin. Her soruşumuzda “ işim var” deyip gittin bizi insan yerine koyup evlat yerine koyup açıklama yapma gereği görmedin. Sen benim gözümde baba olamayacak kadar aşağılık ve değersiz birisin.

O evini annemi boşanma nedeni olarak verdiğini söyledin. Ama unutma ki annemin tarlalarını altınlarının son damlasına kadar satan ve yiyende sendin.  Hatta öyle değersiz bir insan olacak kadar annemi kandırıp borçlarının olduğunu boşanması gerektiğinizi ve evi annemin üzerine yapacağını bankaların borçtan dolayı haczedeceğini söyleyecek kadar şerefsizdin hatta ve hatta boşanma sonucu annemin yasal hakkı olan bir yıl için de tazminat davası açma hakkını da sözleşmeye “tüm yasal haklarımdan vazgeçiyorum” diye bir madde koyacak ve hâkimin karşısında anneme evet boşanmak istiyorum dedirttirecek kadar ailesine karşı öz evlatlarına karşı ve otuz yıl sana emek vermiş bir kadına karşı komplocu, onuru olmayan, şerefsiz bir insandın.

 

Boşanmadan sonra gelip evinde yatmamı o zaman içerisinde sana baba diyebilecek kadar aptal olduğuma çok kızıyorum. O kadını bir yıl sonra boşayıp tekrar annemi dönmeni ve o annemin acizliğinden faydalanmanı ve o kadının güya bize beddua ettiğini o yüzden döndüğünü söylediğin de sana inanmama çok kızıyorum. Adım gibi emindim ki o kadının sana fazla geldiğini ve sadece seni maddi manevi kullanmak istediğini. Ne zaman mı kesinleşmişti bu ön görüşüm, senin bana yüz TL gönderdiğin de o kadının gitsin çalışsın kazansın demesindeydi. Oysa ben İstanbul’a üniversite için geldiğimden bu güne dek hep çalışmıştım ve çalışıyordum. Tek yapmak istediğim artık üniversitemi bitirmek istemekti. Benim de hatalarım vardı, yanlışlar yapmıştım belki daha iyi bir hayata sahip olurum diye her seferinde farklı bir meslek girişiminde bulunmuş olabilirdim ama senin bu nokta da bir baba gibi çıkıp destek olman gerekirdi. Yanlışlarımı benimle konuşarak beni anlamaya çalışarak anlatman gerekirdi. Her seferin de “ne halin varsa gör” deyip sırtını dönmen değil.

Nitekim öğrenci olmamdan dolayı yasal hakkımı kullanmış annemin elinden aldığın o yasal hakkı sana karşı kullanmış tazminat davası açmıştım. Adım gibi biliyordum ki kazanacağımı ve altındaki arabayı kadar alabileceğimi. İstanbul şartlarında yaşamamın ne demek olduğunu bilemene rağmen bencilce hayatını orada köy yerinde devam etmeni hazmedemezdim. Özellikle bu tarz orospularla takılma girişimlerinden sonra ki bu çocukluğumdan bu zamana kadar süre gelen bir şey olması artık yeterde artardı sana gösterdiğim müsemma. Anneme her seferinde yok bir daha olmayacak diye söz vermen annemin seni ne kadar çok sevdiğini sana ne kadar çok önem verdiğini hatta o boşanma imzasını atana kadar değer verdiğini gösterdi aksini değil. Lakin sen her şeyi bir komplocu gözüyle bakıp bizi aile lugatından sildiğinden bu yana her şeyi kafanda planlamıştın. Benden annemle boşanmak için izin istemen bile yalan bir girişimden ibaretti.

Sen gözümde son bir kez daha düşmeyi başarmıştın evimizi tekrar sana açmamız sana tekrar baba dememiz yetmemiş yine on yıl önceki ve ben lisedeyken beraber olduğun o orospu ile yine birlikteydin ve bunu bir Pazar ki elini öpmeyi seni görmeye geldiğim bir haftalık olayda bir Pazar sabahı bizimle kahvaltı yapmak yerine o kadını bize tercih edip gitmen ve evde telefonu unutmanın sonucu ortaya çıkmıştı. Hatırlamıştım on yıl önce beraber fotoğraf çekilip arabanın torpidosun da sakladığın fotoğraftaki kadın ile aynıydı telefon da ki fotoğraf. Oysa değil miydi seni karşıma alıp adam yerine koyup konuşmuşluğum ve sen değil miydin “sosyal aktivitem karışamazsın” diyen. Doğruydu karışmamalıydık biliyorum ki yüce adalet öbür tarafa bırakmaz bunları alır bir gün yapılanların bedelini. Bir şey daha biliyordum ki senin bana babalık yapman gerektiğini karışına beni alıp konuşman gerektiğini.

Ve son bayramda geldiğim de ki annemi boşamış tekrar anneme dönmüş olman hatta usanmamış ve utanmamış on yıl önce ki bir orospuya gitmeyi yine devam etmiştin. Sadece o gün senden babaannemde otururken evim anahtarını getirmeni istemek çok muydu? Sadece Arkadaşlarımın bahçesinden gelmiş elim ayağım hatta elbiselerim toz toprak içinde seni aramış arabayla o çok sevdiğin dedemin mirası sonucu kalan para ile aldığın o arabayla gelip evin anahtarını bırakman sadece beş dakikanı alırdı ki senin bana verdiğin cevap “işim var” gel al demendi. Oysa çok mu fazla şey istemiştim bir oğulun bir babadan anahtarı istemesi çok muydu?

Her zaman işinin olması üşengeçliğinden kaynaklı terbiyesizliğine vurarak ve bizi hiçe sayarak yaptığın bir şeyden ibaretti her zaman ki gibi aynıydı yani. O gün bu yaptığına karşılık arabayı senden izinsiz almıştım Cuma günü evden ayrılmış Pazar eve gelmiştim adım gibi biliyordum ki o Pazar orospuna gidemediğin içindi bütün kızgınlığın ve üstüne abimi arayıp tehdit etmen arabayı götürmezsem polise şikâyet edeceğini söylemendi. Aramanı umardım açıkçası ama vicdanın el vermemiş hangi vicdana sahipsin onu bile tahmin edemiyorum. Bana hala adam olamadınız adam gibi işe girip çalışamadınız benden babanızdan geçinmeye çalışıyor demen vardı. Oysa ben senden ne istemiştim ki ne ev kiramı ödüyordun ne faturalarımı nede sekiz yıldır İstanbul da iki oğlunun olmasına rağmen çıkıp gelmemeni baş tapıyorduk.

Oysa unuttuğun bir şey vardı dedemin ölmesinin üstünden on iki yıl geçmiş mirasından kalan para ile ölümünün ilk yılı araba almış hatta on iki yıl boyunca kendi ölmüş olan öz babanın maaşını her ay alıp orospularla yediğini unutmuştun. Doğru diyorsun biz kan kusmalıyız ölünde de dirine de gelip elini öpmemeliyiz ben aptalın tekiyim ki bunları bize yapan adamın elini öpme cesaretini gösteriyorum. Biz kan kusmalıyız ki anneme ve bana verdiğin daireyi geri isteyebilecek kadar çocuklaşmış olan sen her şeyi düşünmeden ve her zaman yaptığın gibi bağırarak suçlu hissetmemizi sağlayacak ve yapacaklarından geri kalmayacaktın. Artık zaman değişti kabul etsen de etmesen de yaşım çocukluk yaşında değildi.

O evi annemi boşanma bedeli olarak vermişsin ve bana miras diye olmalı. Kan kusmamızı istedin keşke o evi bize vermemeliymişsin. Neden bu cümleleri söylediğini gayet iyi biliyorum,  kendini itiraf edemesen de muhtaç olma zamanın gelmeye başladı. Onun da farkındasın ki o evleri tekrar geri istedin. Ne dedim sana hatırla o evi satıp senin gözlerine baka baka yiyeceğim dedim dimi. Daha dur hiç acele etme o evi satacağım gün de gelecek bana ve anneme muhtaç olduğun zamanda. Bu bize yaptıklarının bedeli bunu da unutma! Anneme verdiğin ev boşanma bedeli değildi o ev annemin tarlalarının ve altınlarının bedeliydi. Annemin yasal hakkını elinden almamış olsaydın otuz yıllık tazminatı da almasının hakkı olduğunu gayet iyi biliyorsun. Aldığın o kadından boşanıp geri anneme tekrar geldiğin de annemin hatırına sana açtığım davadan vazgeçmiştim ki ilahi adalet yine de yerini bulup yapanın yakasına yapışacaktı. Hiç pişman değilim davayı geri çektiğime öyle bir gün gelecek ki sen benim gözlerime bakacaksın ne dedim yine hatırlayacaksın.

-Altmış yaşındasın nasıl bu yaşa geldiysen aynı devam et sana bir şey demeyeceğim iş güç meselesine düşmüşüm sizinle uğraşmaktan bıktım artık.

-Ben bu yaşıma kadar kimseye muhtaç olmadım yine de olmam (yeniden hatırlatayım hala babanın parasını yiyorsun)

-Benim yaşım yirmi altı sen ise altmış görelim bakalım kim kime muhtaç oluyor sana iki yıl veriyorum bakalım o zaman sonra yine aynısını söyleyebilecek misin?

Hala unutmuş değilim her seferinde kendini haklı çıkartmak için bağırarak konuşmanı ve koltukların kenarlarını vurmanı bir çocuk gibi çırpınmanı. Adaleti bekliyorum bu sefer. Sana bir şey yapabileceğimden değil yüce adaletin zamanı geleceğini bildiğimdendir beklemem.

Bunun gibi niceleriyle karşılaştım ben bu evde abimin küçük yaşta hortumla dövülmesi bizlerin evde kaçacak ve saklanacak yer aramamız daha niceleri var hayatım da. Susmuyor işte beynim neden bilmiyorum hep bir ses var onu da yap bunu da yap diyen. Durdurabilir miyim bilmiyorum!

 

33
0
0
Yorum Yaz