onur gulmez
37 Takipçi | 47 Takip
Kategorilerim

Okumak İstediklerim

Şiir

Deneme

Günlük

Eğitim

Diğer İçeriklerim (305)
Tüm içeriklerim
Takipçilerim (37)

Tesadüf mü?

2016-06-25 02:07:00

Okuyacağınız bu yazı belki de bir öz yazı gibi gelebilir lakin devam edin ama bilmediğiniz bir şeyi de anlatmayacağımı da bilin. Şuan Yirmi altıncı yaşımdayım ve Malta’da girdim. Malta’da dil eğitimi almak için gittiğim sırada orada tanışıp çok yakın olduğum arkadaşlarla girdim bu yaşıma, uğursuzluk mu kilit noktası mı siz karar vereceksiniz! En sevdiğim iki arkadaşım erken gitmek zorundaydılar çünkü vizeleri ve kursları bitmişti çok güzel üç ay geçirmiştim onlarla! Neyse konumuz Malta’da yaşadıklarım değil Türkiye’de nelere maruz kaldığım ve kalmaya devam ettiğimle alakalı. Aydın doğumlu olmam ve orada büyüyüp orta öğretimimi Aydın’da bitirmem sonucu üniversiteyi İstanbul’u seçmiş olmamda bir tesadüf mü? Küçük yerin insana kattığı tek şey küçük düşünmek olmuştur. Türkiye’nin sadece ortalama %55’i hala küçük şehir ve kasabalarda yaşamaya devam emektedir onlar benim gibi değiller onlar aslında şanslı olan kişiler bana benzeyenler ise zamanını ve hayatını zaman kavramına ve yoldaki iş ile ev arasındaki mesafede kilitlenip kalmış kişiler. İstanbul üniversitesi biyomedikal cihaz teknolojisi bölümü mezunuyum çok parlak bir öğrenciliğimde olmadığından ayrıca üniversite yıllarımda anne ve babamın boşanması da üstüne tuz biber olmasıyla üniversite hayatım dört yılda tamamlandı. İki yıllık okul dört yılda bitti. Tabi ki yüzde yüz olarak ailemin suçu olmasa da benimde payım da vardı bunda. İstanbul’a genç bir kız düşüncesi ile gelen genç bir erkeğim ben aslında, hedefim o zamanlar oyuncu olmaktı oyunculukla tanınmış hedefi çok para olmayan gerçek bir oyuncu olmak için çabalayan kişiydim taaa ki dört ay öncesine kadar. Üniversite yıllarımda tek inanarak yapabileceğim şeyin oyunculuk olduğu düşüncesi ve cebimde paramın olmaması ise işleri daha da zorlaştırıyordu. Para her şeyi çözemese de her kapıyı açandı, maalesef güzel bir eğitim alacak param olmadığından Müjdat gezene durumumla alakalı mesaj atmıştım geri dönüş olmamıştı tabi ki, kim burs vermek ya da bu gencin hayallerine kavuşmasını isteyebilirdi ki? Ben onlar için önemsiz ve tanınmamış, para etmeyen bir kişiydim. Aradan iki yıl geçtikten sonra Müjdat Gezeni ve de karısını Kaletürk’te Ali Poyrazoğlu’nun programında görmüştüm bu esnada oraya el çırpmak için gitmiş olmamda bir tesadüf müydü? Karısı ile orada uzunca konuşamamış olsam da ilgiyle sorularıma cevap vermiş beni yönlendirmişti önce kendi mesleğimde olmamı ve de oyunculuk işini ise hobi olarak yapmamı önermişti. Nedendir bilemiyorum Müjdat gezen merkezine mail attığımı bahsetmemem. Orasını yıllar geçtikçe hatırlamak da giderek güçlük çekeceğim aşina.

Kendimi tiyatro salonun da oyunculuk yapıyor olarak bulmam da mı tesadüftü? Ya da Tarkan’ın klipinde yer almam dizilerde oynamamda mı tesadüftü? Onca reklam ve film projeleri için görüşmeye gitmiş olamama rağmen bir türlü başaramıyor ama yılmadan her görüşmeye elimden geldiğince gitmeye çalışıyor olmam ve de her girdiğim kapıdan ne olumlu ne de olumsuz cevap almadan ayrılıyor olmam da mı tesadüftü? Hayatın bana burada öğretmek istediği ne olabilirdi ki? Bunu anlamak için bana bırakması bana yapılan büyük haksızlıklardan biri değil de neydi? İşin içerisinden giderek çıkmayacağım tonlarca soru işareti oluşmasına neden olmasından başka bir şey değildi hayat! Klip ve projelerden sonra sadece oyunculukla alakasız bir üniversite okuyarak ya da tiyatroda oynayarak bu işin olmadığı ve olamayacağının kanısını vardığım da sadece yirmi yaşımı bitirmeme birkaç ay kalmıştı. Yılmamalıydım! Ve dans eğitimi almaya başladım, bir yıl süren bir dans eğitimi. Dans kursunda tanıdığım bir çocuğun benim hayallerimin başköşesine tırmanmasına ramak kalmış olması ve de ünlü bir kişi olacağını görememek de beni aradan çok zaman geçmeden onu televizyonda görmek beni bir kez daha hırsa boğmuştu. Bu damı tesadüftü? Yılmadım! Piyano ve şan eğitimi almalıydım, iki yıl süren piyano ve şan eğitimi, aradan çok geçmeden oyunculuğumu cebimdeki paranın miktarına bakamdan alaylı değil de akademik olarak eğitim almam gerektiği kanısı oluşmaya başlamıştı kafamda. Evet, çok geçmeden de yeni bir üniversite sınavı hazırlığı içinde bulmuştum kendimi, her geçen gün bir şeyleri yapabiliyor olduğumu görmek beni daha da hırslandırıyor TV de çıktığım o küçük projelerimi görmüş olan arkadaşlarım o zamanlarda bana söyledikleri o güzel iltifat dolu cümleler yeniden kulaklarımda çınlıyor, ışık oluyor ve güç veriyordu bana. Durmamalıydım kazanabilirdim bu sınavı. Sevgilimin de müzik öğretmeni olması en önemlisi İstanbul üniversitesi yarı zamanlı müzikal bölümünde olması da onun yanımda olduğunu bilmekte güç vermişti bana. Zamanla bu olay hırstan öteye dönüşmüş kendimi sınava adamış biri gibi çalışmaya başlamıştım ki zaman gelip çatmıştı. Altı aylık bir konservatuar hazırlığı sınavı kazanmama maalesef ki yeterli olmamıştı. Piyano eğitimim devam etmekteydi güzeldi piyano çalmak, hatta burcu ile İstanbul üniversitesinin konferans bölümüne bir ara gitmiş ve oradaki piyanoyu çalışmıştım. Asıl önemli ve komik olan kısmı hiçbir şeyden habersizce bekleyen kişiler kendi aralarında piyano çalmak zekilik ister ve zeki insanlar çalabilir diye uçan kelimelerin kulağıma konmuş olması da mı tesadüftü? Kafanızdaki karışıklığı silmek adına söylüyorum oraya resital vermeye gitmemiştim oradakiler halk oyunları grubuydu.

Nerede kalmıştık;

Oyuncu olabilmek için, oyunculuğun ne demek olduğunu anlamak adına figüranlık yapmış ve rejinin arkamdan güzel oyunculuk çıkardığımın dedikodusunu yaptıklarının şahidi olmak, piyano ve şan eğitimi almak, dans eğitimi almak ve başarısızlığı tattığım zaman sınavı kazanamamak. Zaman geçtikçe paranın eksikliğini hissetmeye başlamıştım daha çok para kazanıp kendimi oyunculuk yaparak bulmak istiyordum bunun için branşım olan biyomedikal firmasında çalışmaya başlamıştım para kazanmaya başlamıştım ama hem zengin olamayacaktım hem de zamanım kalmamıştı. Hâlâ oyunculuk kalbimin büyük bir parçasını oluşturuyordu ama onun için ve de geleceğim için eksik olan şey yabancı dil eğitimi ve de iyi bir yerden oyunculuk sertifikası almamdı. Hâlâ içimde bir yerlerde olabileceğinin umudu vardı. Ayla Algan eğitimine yazılmış ortalama dört ay süren kurs sonunda mezun olmuştum ama hala oyunculukla ilgili dönüş yoktu oysa Ayla Algan bünyesindeydim ve de oyunculuk ajansına kayıtlıydım. Zaman geçmiş işten çok sıkılmaya başlamıştım tek umudum artık dil eğitimi kalmıştı. Parayı biriktiremiyordum aldığım para ancak günlük ihtiyaçlarıma yetiyordu ama nasıl yapabilirdim gitmeliydim, bugüne kadar ne yapmak istediysem yapmıştım ve bunu da yapacaktım. Sonun da krediye başvurmaktan başka çarem yoktu. Dil okulu bitmiş ve Türkiye dönmüştüm. İngilizcemde vardı artık, peki sorun neydi? Bekliyordum da iş bulmak için hem beklemekten başka ne yapabilirdim ki. Hedeflerim s şeklinde yön değiştirmeye başlamıştı da ben mi görememiştim. Evet, ben görememiştim ama nedendi ve ne yapmaya çalışıyordu hayat, bana vermek istediği neydi yoksa bu da mı tesadüftü?

 

 

22
0
0
Yorum Yaz